26 Haziran 2013

Fed, Türkiye’de emlak piyasasının hızını kesebilir

Amerika Merkez Bankası Fed’in aylık 85 milyar dolarlık tahvil alım programını azaltacağı beklentisiyle yükselen ABD 10 yıllık tahvil faizleri, gelişen ülkeler başta olmak üzere ülke tahvillerinin yükselmesine yol açtı. Türkiye tahvil faizlerinin yükselmesi kredi büyüme hızını ve emlak piyasasındaki yükselişi bozabilir.

Türkiye’de konut fiyatlarındaki artışta azalan kredi faizlerinin etkisi oldu. Fed’in tahvil alımlarını azaltacağı beklentisiyle dünyada artan tahvil faizleri Türkiye’deki kredi faizlerinin tekrar yükselmesine, böylelikle konut talebinin azalmasına yol açabilir. The Wall Street Journal Türkiye’ye konuşan uzmanlar ABD tahvillerindeki yükselişin devam edebileceğini bunun da Türkiye’de kredi faizlerine yansıyabileceğini belirtti.

Finansbank Grup Başekonomisti İnan Demir, ABD’de tahvil faizlerinin yükselmesinin dünyada uzun vadeli faizlerin yükselmesi baskısı anlamına gelebileceğini söyledi ve ekledi “Dolayısıyla Türkiye’de lira cinsi tahvil getirilerinde yukarı yönlü baskının devamını bekleyebiliriz. Bu baskının kredilere de yansıması sürpriz olmayacaktır; zaten mevduat faizlerinde yükseliş eğilimi kendini hissettiriyor, bu eğilimin bir miktar gecikmeyle de olsa kredi faizlerine yansıyacağını tahmin edebiliriz”.

Gelişen piyasalar emlak ve konut araştırma şirketi Reidin’in Avrupa VP’si Mete Varas, Bernanke’nin tahvil alımını azaltacağı beklentisinin yansımasının iç piyasada mevduat ve kredi faizlerinde arış şeklinde olacağını belirtti. “Bunun doğal etkisi ise konut kredi faiz oranlarında artış, kredi hacminde nispeten daralmayı getirebilir” diyen Mete Varas, kredi faiz oranıyla, konut satış fiyat endeksinin ters yönlü kuvvetli bir ilişkisi varken kredi hacmi ile konut fiyatları arasında aynı yönlü bir ilişkinin olduğunu söyledi.

Standard Bank gelişen piyasalar araştırma bölümü başkanı Tim Ash de Türkiye’de geçmiş dönemde iyi toparlayan kredi büyümesinde yavaşlama olacağını düşündüğünü söyledi. “Türkler kur oranı ve politik risk hakkında hassaslar ve bu ikisinde de ciddi gerileme yaşandı” diyen Ash gelişen ülke piyasalarından para çıkışının süreceğini bunun da Türk varlıkları için aşağı yönlü risk yaratacağını da ekledi.

Uzmanlar ABD tahvil faizlerindeki yükselişin sürebileceğini düşünüyor.

İnan Demir 2011 başlarında yüzde 3-3,5 seviyelerinde seyreden ABD 10 yıllık tahvil faizinin Fed üyelerinden farklı yönde mesajlar gelmedikçe ve/veya ABD’den ekonomik aktiviteye dair veriler zayıf bir büyüme performansı çizmedikçe şimdiki %2.60’ın üzerinde seviyeler görmesinin mümkün olduğunu belirtti.

Halk Yatırım Stratejisti Işık Ökte, ABD tahvil faizlerinin yüzde 1,40 seviyesinden yükseldiğini hatırlatarak mevcut durumda en olası senaryonun 2013’ün 4. çeyreğinde Fed’in tahvil alımlarını bir miktar azaltabileceğini bundan sonra ise “bekle-gör” stratejisi yürütebileceğini söyledi. Gelişen piyasaların aşırı tepki verdiğini söyleyen Ökte, en kötü senaryoda Fed’in tahvil alımlarını 2014’te sonlandırılması durumunda ABD 10 yıllıklarının faizinin yüzde 4-4,5 seviyesine yükselebileceğini belirtti.

Fed’in ABD ekonomisini canlandırmak amacıyla yaptığı tahvil alımları ya da bir diğer ismiyle niceliksel genişlemelerin ardından 10 yıllık tahvil faizleri yüzde 1,5’un altına indi. ABD tahvil faizlerindeki düşüş, yatırımcıların gelişen piyasalara yönelmesinde de etkili oldu. Türkiye gösterge tahvil faizi yüzde 4,79’a geriledi. Ancak Mayıs ortasından beri önce gelişen piyasalardan para çıkışı ardından Gezi Parkı olayları nedeniyle yüzde sekiz seviyelerine yükseldi.

Türkiye’de gösterge tahvil faizinde bir değişme olması beklentisinde sadece ABD tahvil faizlerinin değil, enflasyon ve kurun da hesaba katılması gerektiğini söyleyen Ökte, en kötü senaryonun gerçekleşmesi durumunda faizde geçen Haziran’da kırılma noktası olan yüzde 9,50 seviyesinin görülebileceğini söyledi.

İş Yatırım Uluslararası Piyasalar Müdürü Şant Manukyan ise Fed’in hamlesini öngörebilmek için birkaç ayda daha verileri takip etmek gerektiğini söyledi. “Verilerin iyi gelmesi durumda önce (ABD 10 yıllık tahvil faizlerinde) yüzde 2,85 seviyelerini görebiliriz. Ancak bu şu anda agresif bir hedef” diyen Manukyan, 2 yıl içinde kriz öncesi seviyelerin görülebileceğini belirtti. Gelişen piyasalardan para çıkıp çıkmayacağının o zamanki şartlara göre belirleneceğini söyleyen Manukyan “Gelişen piyasalardan illa para çıkışı yaşanacağı anlamına gelmiyor” dedi.

ABD tahvil faizlerinin yükselmesinin Türkiye’deki kredi büyümesi üzerindeki olumsuz etkisi konut ve inşaat sektöründe de sert hissedilebilir.

Reidin’in Avrupa VP’si Mete Varas, Fed’in tahvil alımını azaltacağı beklentisiyle iç piyasada mevduat ve kredi faizlerinde artış şeklinde olabileceğini belirtti. “Bunun doğal etkisi ise konut kredi faiz oranlarında artış, kredi hacminde nispeten daralmayı getirebilir” diyen Mete Varas, kredi faiz oranıyla, konut satış fiyat endeksinin ters yönlü kuvvetli bir ilişkisiyle, kredi hacmi ile konut fiyatları arasında aynı yönlü bir ilişkiye dikkat çekti.

Türkiye’de konut kredileri Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu verilerine göre Mayıs 2013’te 97,3 milyar TL’ye ulaşan konut kredileri bir yılda yüzde 26,30 büyürken Mayıs 2009’dan itibaren 2,5 katına çıktı.

Konut fiyatları da kredi hacmindeki büyümeden olumlu etkilendi. Merkez Bankası Konut Fiyat Endeksi’ne göre Mart’ta konut fiyatları bir önceki yıla göre yüzde 12,5 arttı. Mayıs 2011’den beri konut fiyatları yıllık bazda yüzde 10’nun üzerinde büyüdü. Reidin konut fiyat endeksine göre ise ev fiyatları bir yılda yüzde 15,6 arttı. Reidin’in açıkladığı fiyatlara göre Kasım 2010’dan beri ev fiyatlarındaki artış hızındaki ivmelenme dikkat çekiyor.

Mete Varas konut fiyatlarındaki artış hızının yavaşlayabileceğini söyledi: “Bankaların borçlanma maliyetlerindeki artışı konut kredi faiz oranlarına yansıtması durumunda, beklentimiz kredi hacminde nispeten daralma konut fiyatlarında ise yukarı yönlü artış hızının yavaşlaması şeklinde olacaktır.”

Konut sektörüyle yakından ilişkili inşaat sektörünün milli gelire katkısı 1998’den beri yüzde 6 civarında seyrederken, son 14 yılda inşaat sektörü 2012 haricinde milli gelirin arttığı yıllarda, büyüme hızından daha fazla büyüdü. 2012 yılında Türkiye ekonomisi yüzde 2,2 büyürken inşaat sektörü sadece yüzde 0,6 büyüyebildi.

Kaynak: www.wsj.com.tr